Akşam yemeği için ağzınıza layık bir kızartma yapmaya karar verdiniz. Belki de üşendiniz, köşedeki lokantaya patates kızartması atıştırmaya gittiniz. Patatesiniz bitkisel yağın içinde bir güzel kızardı, sofranıza geldi ve afiyetle yediniz. Peki bu bitkisel yağa ne oldu?

Mutfağınızda bu yağı lavaboya döktünüz ya da birkaç kez daha kullanmak üzere bir köşeye kaldırdınız. Lokantada o yağda muhtemelen daha pek çok kez kızartma yapılacak, ta ki bu yağ kullanılamayacak duruma gelene kadar. Peki sonra?

İşte meselenin bizim için önemli yanı burada başlıyor. Bu atık bitkisel yağ lavaboya dökülürse ilk zararı doğrudan size veriyor. Borularınızın iç çeperine yapışıyor. Oradan geçen küçük partiküller yağa yapışıyor, bir müddet sonra iç çepere yapışan bu parçalar birikiyor ve borunuzu tıkayıp su baskınlarına ve tesisat zararlarına neden oluyor. Sonuç, cebiniz zarar görüyor. 

Boruya yapışmadan sizin binanızı geçip ana borulara ulaşırsa aynı zararı orada da veriyor. Ama diyelim ki ana borulara da yapışmadı, denize ulaştı. Nasıl ulaşır, arıtma tesisinden nasıl geçer diye düşünüyorsanız, şunu bilin ki arıtma tesisleri atık bitkisel yağları süzmüyor. Yaşadığınız şehir deniz kenarında değilse bu yağlar; göllere, nehirlere ya da en kötüsü yer altı sularına karışıyor. Hepimizin de bildiği gibi yer altı sularının tamamı hem insanların hem de diğer canlıların temiz ve tatlı su kaynağı.  

Denize ya da diğer bir su kaynağına ulaştığında 1 litre yağın 1 milyon metreküp suya zarar verdiği biliniyor. Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre 4 kişilik bir aile ayda 15 bin metreküp su kullanıyor. Bu durumda lavaboya döktüğünüz 1 litre yağ tam 67 ailenin bir aylık suyunu kullanılamaz hale getiriyor. 

Gelelim ikinci zararına: Yağ sudan hafif olduğundan deniz ya da göllerin yüzeyinde birikir. Dolayısıyla su ile havanın temasını keser. Sonuçta deniz ya da göle oksijen girişi aksamaya uğrar, oksijensiz yani nefessiz kalan suyun içindeki yaşam ölmeye başlar. Dipteki yosunlar, küçük canlılar, balıklar ve neredeyse bütün yaşam. Suyun içi böyle ölürken, yüzeye kötü bir koku yayılır çünkü oksijensiz kalan yaşam bitince hidrojen sülfür yani çürük yumurta kokusu etrafı sarar.

Bunları okudunuz ve aklınıza bir çözüm geldi. Atık bitkisel yağınızı naylon torbaya koyup ağzını sıkıca bağladınız ve çöpe attınız. Oh içiniz rahat, artık sizin yüzünüzden sular kirlenmeyecek. Sakın yapmayın! Çünkü devasa çöp toplama alanına gönderdiğiniz bu yağ, orada yangın çıkmasına neden oluyor. Ne beladır bu, dökülmüyor ve atılmıyor!

Akşam yemeğine geri dönelim. Ertesi hafta canınız yine kızartma çekti. Yaz gelmiş; biber, kabak, patlıcan ve tabii patates enfes bir yemek olacak. Üzerine sarımsaklı ve salçalı bir sos, yeme yanında yat. Yağı dökmeye yine kıyamadınız, ne de olsa yağ iyice pahalandı. Zaten iyi bir marka satın almıştınız, şunu birkaç defa kullanayım dediniz. Gel gör ki yağ tekrar tekrar kullanıldıkça bozulmaya başlıyor, kömürleşiyor. İçinde polar madde denen ve insan sağlığına büyük tehdit oluşturan parçacıklar birikiyor. Bu polar maddeler yüzde 25 oranına ulaşınca o yağ tamamen zararlı bir hal alıyor. Çünkü bunlar kanserojen maddeler. Başta midede ve bağırsakta olmak üzere kansere neden oluyor. Damarlarınızın iç çeperine yapışarak kan akışını azaltıyor. Tam da bu nedenle birden fazla sefer kullanmamak gerekiyor. Zaten atık yağ sıfatını da bu zararları dolayısıyla alıyor. Sonuçta kızartma yemek, hayli pahalı bir zevk oluyor. 

Size atık yağlarınızı ne yapacağınıza dair tavsiye vermeden önce bizim de çok istediğimiz ama henüz hayata geçiremediğimiz bir hayalimizden söz etmek istiyorum. Dünyada ilk motoru bulan kişi Rudolf Diesel’dir. Dizel motor ya da dizel yakıt onun soyadından geliyor. Kaşifimiz yaptığı motoru neyle çalıştırdı acaba? Evet, sizi duyar gibiyim, bitkisel yağla. Bizim kooperatifimizin de bir dizel aracı var. Tarladan sebze ve meyve getirdiği gibi, evlere servis de yapıyor. Biz de atık bitkisel yağlarla aracımızı çalıştırarak, masrafımızı azaltmak ve çevreyle daha dost bir kooperatif olmak için hevesliyiz. Belki bu yazıyı okuyan bir mühendis, gönlü düşer, bize yardım eder ve bu hayali birlikte gerçekleştiririz. 

Gelelim atık yağı ne yapacağınıza. Bizim size 2 tane önerimiz var. Hepsi küçücük emek istiyor ama karşılığında önemli bir çevre dostluğu ve engin bir vicdan hediye ediyor eğer yüreğiniz almaya açıksa. 

  1. Atık bitkisel yağınızı boş ve kullanılmış kavanozlara doldurun, ağzını sıkıca kapatın ve Yeryüzü Kooperatifi’ne getirip, atık toplama tankına bırakın.
  2. Isıya dayanıklı ve estetik bir kap bulun. Bu boş bir kavanoz, deniz kabuğu ya da toprak bir kâse olabilir. İçine birazcık pamuk batırın, pamuğun yağın üstünde kalan kısmını elinizle dürerek sıkılaştırın ve sivrileştirin. Akşam yemeğinden sonra ucunu yakın ve yanına sevdiğiniz bir şeyler açarak gece sohbetinin, belki iyi bir edebiyat sohbetinin ya da felsefi bir tartışmanın patikalarında kaybolun. Sessizlik özlediyseniz iyi bir filmi mum ışında seyretmenin huzuruna bırakın kendinizi. Ekolojik yaşam huzur vadediyor.   

 

 

 

 

 

 

Aytaç Timur

Yeryüzü Kooperatifi

Adres: Bostancı Mh. Prof Kemal Akgüder Cad. No:38 Kadıköy

Telefonla iletişime geçmek isteyenler ise 0 542 259 42 26 no’lu hattı arayabilir.