Yeni bir dünya kurmak mümkün.

Sürdürülebilir bir yaşam; üretmek, ürettiğini paylaşmak, dönüştürmek, takas etmek demektir.

Varoluş ile  yok oluş arasındaki yaşam sürecinde ilk okunacak metin doğa olmalıdır. Doğa okuryazarlığı insanı yaşadığı çevreye uyumlar. Çevreyi tanır kendi rolünü anlar diğer canlılar ile beraber yaşamanın önemini kavrar.

Mutlu bir yaşamın temeli doğaya uyumla başlar. İnsanın yaşadığı çevreye yabancılaşmadan, iç içe yaşamayı öğrenmesi çevre bilincinin ilk adımıdır.

Çevre eğitimi, bilgilenme, bilinçlenme ve koruma süreçlerini içerir. Eğitimde ekolojik farkındalık bu sürecin önemli parçasıdır.

Çevre bilinci insanın biyofiziksel ve sosyal çevresiyle ilgili değerlerin, tutumların ve kavramların tanınması ve doğaya uyumlanma süreçlerini de kapsar.

Pirincin nerde nasıl yetiştiğini, dolunun nasıl oluşup yağdığını, yabanıl hayvanların yaşam döngüsünü, ormanların oksijen ürettiğini lisede kuru bilgi olarak öğrenen/öğrenemeyen çocuklara anlatmaya zorunluyuz. Bunu çocuklarımıza olduğu kadar gezegenimize de borçluyuz.

Ekolojik bakıştan yoksun, doğa okuryazarlığı olmayan, ezberci, alt yapısı uyumsuz, ufku dar bir eğitimle nesiller kendi varlık bilinçlerinden uzaklaştırılmakta bindiği dalı kesen ve talan kültürü ile sınırlanmış yitik bir insanlık dramına dönüştürülmektedir.

Günümüz dünyasında artık görüldü ki; Eğitim bilgi depolama merkezi değildir. Bir aktarım işi de değildir. Eğitimde ekolojik bakışla; yaşamak, yaşadığını hissetmek, hissettiğini özümsemek, özümsediğini davranışa dönüştürmek ve dönüştürülmüş yeni insanı yaşamak döngüsünde buluruz.

Bu döngü “insanı, yaşadığı ortamın farkında olan, daha çok sorumluluk duyan, bilgili deneyimli ve daha katılımcı bir duruma taşıması’’ sonucu yeni insan yaratılabilir.

Doğanın dolayısı ile insanlığın korunmasın da şüphesiz ekolojik bir yaşam tarzının büyük önemi vardır. Sürdürülebilir yaşam için her toplumun en önemli görevlerinden biri, çocuk ve genç eğitiminde ekolojik farkındalığı yaratmaktır.

Bu farkındalık eğitimi her alanda, her derste, her etkinlikte kazanım hanesinde olmalıdır.

İlkokulda 1-2-3 sınıflarda Hayat Bilgisi dersinin uygulamalı üniteleri ekolojik yaşamın farkına varma boyutunu 4-5 sınıflarda ise tanıyarak hayatına alma boyutunu içermelidir. Yine ortaokulda ekolojik sürdürülebilir yaşamı, öğrenci içten dışa uygulamaya başlayacağı ders içi ders dışı aktivitelerle içselleştireceği programlar olmalıdır.

Lise öğrencileri çevre bilincini nedenini ve niçinini kendi ifadeleriyle anlatabilir uygun yaşam sürecinde aktif uyumla katılabilir olmalıdır. Toplumun ekolojik çalışma ve eğitimlerinde eğitmen olarak bulunabilmelidir. Yeni insan dolayısı ile yeni bir yaşam mutlak ekolojik, sürdürülebilir, yenilenebilir, dönüştürülebilir bir bakışla kurulacaktır. Öğrenciler bu programlarda ekolojik dengeyi ve bu denge içinde kendisinin ve yaşamının rolünü kavrama becerilerine sahip olacaklardır.

Sonuç olarak; Eğitimin dili, doğanın diliyle mutlaka aynı frekanslarda olmalıdır.

Peki bu dil nasıl öğrenilecek

Bu dili kim öğretecek.

Bu soruların irdelenmesi bir sonraki yazımızın konusu olacaktır.

 

Birsen ÜZGEÇ

PaylSosyal medyada paylaş
Share