Çeviren: Beyza Aşçı

 

COVID-19, 2020’nin en büyük sorunu olsa da Earth.Org olarak virüsün kontrol edilebilir hâle gelmesiyle dikkatlerin 2021’de iklim değişikliğine döneceğini umuyoruz.

Bu yıla ertelenen COP25 konferansında türlerin azalmasıyla ilgili üzücü bir Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) raporuyla birlikte iklim değişikliğinin kötü etkilerini hafifletmek istiyorsak ülkelerin harekete geçmeleri için sınırlı bir zamanları var.

 

2021’in iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir yıl olması için 6 nedeni bir araya getirdik.

 

  • COVID-19 her şeyi değiştirdi

COVID-19, genel olarak kaybedilen veya sarsılan hayatların yanı sıra 1920’lerdeki ve 1930’lardaki Büyük Buhran’dan bu yana en önemli ekonomik şoku yaşattı. Ekonomileri yeniden düzeltmek için hükûmetler teşvik paketleri üretti. Avrupa Birliği ve ABD Başkanı Joe Biden, karbonsuzlaşmayı sağlamanın yanı sıra ekonomilerini yeniden düzenlemek için trilyonlarca dolarlık çevre yatırımı sözü verdi. Diğer ülkelerin de onlara katılacağı umuluyor. Bu, küresel olarak yenilenebilir enerji maliyetini düşürmeye yardımcı olacaktır. Daha sonra detaylandırılacağı üzere, birçok ülke zaten bunun için söz verdi.

 

Hâlihazırda, Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yeni bir raporu, küresel yenilenebilir enerji elektrik kurulumunun COVID-19’un neden olduğu fosil yakıt sektörlerindeki keskin düşüşlere kıyasla 2020’de rekor seviyelere ulaşacağını buldu. 2020’de yeni elektrik üretiminin neredeyse %90’ı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşacak. Ayrıca Avrupa Birliği ve Joe Biden, temizlenmeyi teşvik etmek amacıyla aşırı miktarda karbon yayan ülkelerin ithalatına vergi koymayı planladıklarını söylüyorlar.

 

Dünyada daha yeşil bir yol izlemek için COVID-19’dan faydalanılacağı umulmakta fakat bu görevin herkes tarafından üstlenilmesini sağlamak için ülkelerin işbirliği yapılması gerekiyor.

 

 

  • Karbon emisyonları azaldı ama buradan nereye?

Yıllık Küresel Karbon Bütçesi raporu, 2020’de küresel emisyonların %7 azaldığını söylerken, uzun vadeli iklim değişikliği için hiçbir fark yaratmayacaktır. Dahası, BM’ye göre, yenilenebilir enerji kaynaklarındaki genişlemeye rağmen, gelişmiş ülkeler fosil yakıtlarla bağlantılı olan sektörlere düşük karbonlu olanlardan % 50 daha fazla harcıyorlar.

 

Bu gerçekleşen karbon düşüşü geçicidir çünkü yapısal değil, davranışsal değişikliklerden kaynaklanmıştır. Ancak bu davranış değişiklikler, yapısal hâle getirilebilir. Örneğin daha fazla insan evden çalışmaya devam eder ve daha fazla bisiklet ile yürüyüş dostu şehirler inşa edilirse… Yenilenebilir enerjiye geçiş ve elektrikli araçlarda artış gibi diğer değişiklikler de acilen takip edilmelidir.

 

Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre Paris Anlaşması’nda ana hatlarıyla belirtilen 1.5 derece hedefini tutturmak istiyorsak emisyonların 2030 yılına kadar yarıya indirilmesi gerekiyor. Bu yıl atmosferik karbondioksitin 412 ppm’ye çıkacağı düşünülürse bu hedef, düşünülenden daha erken gerçekleşecek olamaz.

 

 

  • Yenilenebilir enerji kaynaklarının en ucuz zamanı

Ekim 2020’de, hükûmetler arası bir kuruluş olan Uluslararası Enerji Ajansı, güneş enerjisinin artık tarihteki en ucuz elektrik kaynağını sunduğunu söyledi. Yeni enerji santralleri inşa etmek söz konusu olduğunda, dünyanın büyük bir kısmında yenilenebilir enerji, fosil yakıt enerjisinden daha ucuzdur.

 

 

Ülkeler rüzgâr, güneş ve elektrik pillerine yatırımlarını arttırırlarsa birkaç yıl içinde mevcut kömür ve gaz santrallerini kapatıp değiştirmek daha ticari bir anlam kazanacak.

 

 

 

  • Karbon dengeleme sözlerinde bir artış

İçlerinde fazla emisyon üretenlerin de olduğu birçok ülke, bu yüzyıl içerisinde karbon emisyonlarını sıfıra indirmeyi 2020’de taahhüt etti. Eylül ayında sürpriz bir duyuru ile Çin, 2030 yılına kadar en yüksek emisyona ulaşmayı ve 2060 yılına kadar karbon nötrlüğünü elde etmeyi hedefliyor. 2019’un Haziran ayında İngiltere, ardından da Avrupa Birliği, 2020’nin Mart ayında sıfır emisyona ulaşma sözü verdi.

 

O zamandan şu ana kadar BM’nin tahminlerine, yüzyılın ortası için net sıfır hedef belirleyen 110’dan fazla ülke olarak katıldı. BM’ye göre Japonya ve Güney Kore, küresel emisyonların % 65’inden ve dünya ekonomisinin% 70’inden fazlasını temsil ediyor. ABD’de Başkan seçilen Joe Biden, iklim değişikliğini, başkanlık kampanyasının temel ilkelerinden biri hâline getirdi. Bu nedenle dünyanın en büyük ekonomisinin emisyonlarını azaltmada 2021’de bir miktar ilerleme kaydedebileceği umuluyor.

 

 

  • Önemli iklim konferansları

Geçen yıl ertelendikten sonra, COP26 konferansı bu yıl Kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek ve dünya liderleri iklim planlarını tartışacak. Konferans, 2015’teki dönüm noktası niteliğindeki Paris toplantısının halefi olarak görülüyor. Ayrıca dünyanın neredeyse tüm ulusları, iklim değişikliği eyleminin herkes tarafından alınması gerektiğini kabul etmek için ilk kez bir araya geldi. Bununla birlikte, 2100 yılına kadar Dünya’nın küresel sıcaklık artışının sanayi öncesindeki seviyelerin 2 derece üzerinde veya ideal olarak 1.5 derece altında tutulmasını hedefleyen anlaşmanın çok gerisinde kalındı.

 

Mevcut yönergeleri takip ederek Dünya’nın 1.5 derece ısınma eşiğini 12 yılda veya daha kısa bir süre içinde aşması, ardından da 2100 yılına kadar en az 3 derece ısınması bekleniyor. İlgili ülkelerin önceki sözlerini uygulama şansını Glasgow’un onlara vereceği umuluyor.

 

  • İş dünyası yeşilleniyor

Fosil yakıtlar, giderek çekici olmayan bir yatırım hâline geliyor. Buna ek olarak, yenilenebilir enerjinin maliyeti düşüyor ve iklim konusunda harekete geçilmesi için kamuoyu baskısı artıyor. Bunların hepsi iş dünyasındaki tutumları değiştiriyor. Neden 20 ila 30 yıllık ömürleri boyunca kendilerini geri ödeyemeyen ve modası geçecek yeni petrol kuyuları ile kömür santrallerine yatırım yapalım?

 

Bu “yarı yolda kalmış varlıklar”, iş dünyasında sürdürülebilirliğin ön plana çıkmasını sağlıyor. Tesla’nın hisse fiyatı fırlarken Exxon’un fiyatı dibe vurdu. Üstelik daha çok yatırım şirketi, kirli yakıtlara artık yatırım yapmayacaklarını ve yatırım yaptıkları şirketlerin iklim risklerini, kendilerinin finansal karar alma süreçlerine dâhil edeceklerini açıkça belirtiyor.

 

 

Büyük iklim taahhütlerine sahip ülkelerin, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için 2021’de bu stratejileri takip etmeleri zorunludur. Glasgow’da umut budur: Ülkeler, emisyonları azaltmaya başlayacak olan politikaları artık imzalayacaklar. Fazla zamanımız yok!

 

PaylSosyal medyada paylaş
Share