YABAN HAYVANLARININ GÖRÜNMEZ AVCISI: ENDÜSTRİYEL HAYVANCILIK

Jaguarlar, filler, orangutanlar, penguenler, leylekler, yunuslar, arılar…

Engin ARIKAN

 

Endüstriyel hayvancılık, çok kez ifade edildiği üzere bir sistemdir. Bu sistem sadece yetiştirdiği hayvanlar üzerinde etkili olmaz, aynı zamanda tüm çevre üzerinde etki yaratır. Bu yazıda endüstriyel hayvancılığın yaban hayvanlarına verdiği zararlara bakacağız.

 

Hayvanların Yaşam Alanlarının Yıkımı

 

Endüstriyel hayvancılıkta hayvanlar meralarda ve çayırlarda otlamazlar. Yemle beslenmeleri gerekir. Milyarlarca hayvanın yem ihtiyacının karşılanması için de muazzam miktarda tahılın ve soyanın yetiştirilmesi icap eder. Bundan dolayı endüstriyel hayvancılık, endüstriyel tarımı tetiklemiş ve dünyanın pek çok bölgesindeki yaban hayatın olduğu alanları tarım arazisine dönüştürmüştür.

 

Bu yemlerin içinde pek çok tarım ürünü mevcuttur. Bunlardan en önemlileri soya ve mısırdır. Bunların üretilmesi için yaban hayvanlarının yaşam alanları, tarım alanlarına dönüştürülür. Dünyada bu sürecin en dramatik örneği Amazon ormanlarındadır. Soya tarlaları oluşturmak amacıyla göz alabildiğince büyük arazilerdeki ormanlar tahrip edilmiş, bu alanlara yem bitkileri ekilmiştir. Burada yaşayan yaban hayvanlarının (örneğin jaguarlar, papağanlar, maymunlar ve diğerleri…) nüfusu ise büyük bir darbe almıştır.

 

 

Hayvan yemlerinde yer alan başka bir tarım ürünü palm yağı ve küspesidir. Palm yağına ilişkin tüketiciler arasında belli bir farkındalık gelişmiş olsa da palmın aynı zamanda endüstriyel hayvancılığın tedarik zincirinde yer aldığı pek bilinmez. Dünyada palm üretiminin merkezi Malezya ve Endonezya’dır. Buradaki yağmur ormanları, palm için kesilmiş ve bunların yerine palmiyeler ekilmiştir. Bunun neticesinde de yağmur ormanlarındaki fillerin, orangutanların, kaplanların ve başka sayısız yaban hayvanının yaşam alanı yok edilmiştir.

 

Yaban alanların tarım arazilerine dönüştürülmesi kurt, vaşak, ayı gibi avcı hayvanların da popülasyonunu baskılar. Bu hayvanlar ormanlarda, çayırlarda ve sulak arazilerde gezinerek avlanırlar ve hayatlarını sürdürürler. Bu alanların sistematik olarak tarım arazilerine çevrilmesi sonucunda yaban hayatına yer kalmaz.

 

Benzer bir süreç denizlerde yaşanır. Endüstriyel balık tekneleri devasa ağlarla (troller ve gırgırlar ile) avcılık yaparlar. Bu süreçte sadece balıklar avlanmaz. Köpek balıkları, yunuslar, yengeçler, ahtapotlar, kaplumbağalar gibi birçok deniz canlısı bu ağlarda ezilerek veya boğularak ölür. Dahası, bütün deniz ekosistemi bir anda büyük ağlarla toplandığı için sayısız canlıyı hayatta tutan düzen bozulur.

 

 

Besin Zincirine Müdahale

 

Endüstriyel hayvancılığın yarattığı endüstriyel tarımın yaban hayvanlarına verdiği zarar sadece kullandığı arazi ile sınırlı değildir. Endüstriyel tarım, -kısa vadeli- verimliliği arttırmak için tarım ilaçlarını kullanır. Bu ilaçların hedeflerinden biri de böceklerdir. Böceklerin zehirlenmesi ve yok olması, besin zincirindeki diğer hayvanları da etkiler. Bunun başında da yabani kuşlar gelir. Bu kuşlar ya zehirli böcekleri yedikleri için zehirlenir ya da aç kaldıkları için ölürler. Kırlarda yaşayan pek çok kuş türü nüfusu, tarımın endüstriyelleşmesi ile beraber ciddi miktarda azalmıştır. Ülkemizdeki leylek, kelaynak, atmaca, kartal gibi kuşların nüfusunun azalmasının sebeplerinden biri de budur.

 

 

Tarım ilaçlarının vurduğu başka bir hayvan da arıdır. Arılar ekosistem açısından çok asli bir role haizdirler çünkü bitkilerin çoğalmasını sağlayan tozlaşma faaliyetini gerçekleştirirler. Tarım ilaçları arılar üzerinde büyük bir yıkım yaratır. Arılar çok karmaşık hayvanlardır ve muazzam bir kovan düzeni içinde yaşarlar. Tarım ilaçları bu muntazam düzeni bozar ve arıların davranışlarını değiştirir. Bazı kovanlarda işçi arılar toplu olarak kovanı terk ederek koloninin çökmesine yol açar. Bazı kovanlarda ise arıların öğrenme ve hafıza güçlerinin azaldığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla koloniye getirilen tarım ilaçlı besinler, arıların yaşamına kalıcı zarar verir.

 

Besin zincirinin bozulmasına dair karada gerçekleşenlere benzer bir süreç denizlerde de yaşanır. Endüstriyel balıkçılık, kafeslerde ve tanklarda yetiştirdiği milyonlarca balığı doyurmak için çok miktarda balık ununa ihtiyaç duyar. Bu sebeple denizlerden tonlarca balık avlanır. Türkiye’de avlanan küçük balık tipleri hamsi ve çaçadır. Bu avlanan balıkların çoğunluğu insanların için değil, çiftliklerdeki etobur balıkların beslenmesinde kullanılır. Öte yandan bu balıklar, başka deniz canlılarının ve kıyı kuşlarının da besinidir. Bundan dolayı kitlesel balık avcılığı, yaban hayvanlarının da gıda kaynaklarını kuruttuğu için onların popülasyonunu baskılar. Dünyada balıkların azalmasının etkilediği bir başka hayvan türü de penguenlerdir. Özellikle Güney Afrika’daki penguenlerin popülasyonu bu sebeple ciddi biçimde azalmıştır.

 

Yaban hayvanlarının baş düşmanının avcılar -insanlar- olduğu düşünülür. Hâlbuki onların hayatını yok eden çok daha güçlü ve görünmez başka bir avcı var: endüstriyel hayvancılık…  Ülkemizde avcılığa karşı yükselen haklı bir tepki var. Bunca muhteşem hayvan neden zevk için öldürülsün? Aynı mantığı endüstriyel hayvancılık için de kullanabiliriz: Bunca muhteşem hayvan, neden hayvan yemi için öldürülsün?