Engin ARIKAN

 

İklim değişikliğinin pek çok sebebi var. Bu sebeplerden en önemlisi, enerji sistemimizin yenilenebilir kaynaklar yerine karbon temelli kaynaklara dayanması. İklim değişikliğine dünya üzerindeki tüm ulaşım araçları (otomobiller, otobüsler, tırlar, gemiler, uçaklar ve benzeri) kadar katkıda bulunan bir sebep daha var: endüstriyel hayvancılık… Bu yazıda endüstriyel hayvancılığın iklim değişikliğindeki sebeplerine ve bunların sonuçlarına bakacağız.

 

 

 

 

Tavuklu sandviçler ve Amazon ormanları

Önceki yazılarda daha detaylı anlattığımız üzere endüstriyel hayvancılık sistemindeki fabrika benzeri tesislerde milyarlarca, dünyada ise trilyonlarca hayvan yetiştirilir. Bu hayvanlar meralarda otlamaz veya doğada kendi besinlerini bulamazlar. Endüstriyel hayvancılık sitemindeki hayvanların beslenmesi, büyük ölçüde hayvan yemlerine bağlıdır. Bu yemler de ağırlıklı olarak mısır ve soyadan oluşur. Mısır, hayvanların kalori ihtiyaçları; soya ise protein ihtiyaçları için temel besin maddesidir. Eti, sütü, yumurtası için yetiştirilen tüm endüstriyel tavuklar, hindiler, sığırlar ve inekler, ülkemizde de dâhil olmak üzere tüm dünyada bu şekilde beslenir.

 

Günümüzde soya üretiminin merkezi Brezilya’dır. Brezilya’daki yağmur ormanları uzun süredir kesilmekte ve daralmakta. Bunun sebebi ise mobilya fabrikalarının kereste ihtiyacı değil. Buradaki asıl etken, yağmur ormanlarının yetiştiği verimli arazinin tarım için kullanılmak üzere ormansızlaştırılması. İşte buralarda çok büyük ölçekte soya tarlaları oluşturuldu. Diğer soya üreticileri olan Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin ve Çin’de de soya tarlaları için pek çok orman alanı kesildi.

 

 

Yağmur ormanları, iklim değişikliği açısından çok önemli bir savunmadır çünkü bu ormanlar, başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarını fotosentez vasıtasıyla atmosferden çeken bir yutak işlevi görür. Dünyanın en büyük ormanların hızla yok olması, sera gazı oranın artmasına sebep olur.

 

 

Milyarlarca hayvanı yetiştirmek için gereken enerji

Endüstriyel hayvancılığın sürdürülebilmesi için muazzam miktarda enerji tüketilir. Bunun ağırlıklı kısmı yem üretimi içindir. Yem bitkilerinin ekilmesi ve hasadı için fosil yakıt tüketen mekanize araçlar kullanılır. Diğer taraftan bu bitkilerin verimini arttırmak amacıyla suni gübre ve tarım ilaçları yaygın şekilde kullanılır. Üstelik bunların da üretimi için yüksek miktarda fosil yakıt kullanılır.

 

Endüstriyel hayvancılık, dünya çapında bir tedarik zinciri teşkil ettiği için bunca yemin hasat edilip hayvanların yetiştirildiği fabrikalara götürülmesi, hayvanların mezbahalara topluca nakliye edilmesi ve hayvansal gıdaların imalat ve tüketim noktalarına ulaştırılması da fosil yakıt tüketimine sebep olur. Son olarak, fabrikalardaki ısınma, aydınlatma ve havalandırma için de enerji gereklidir.

 

 

 

Çok hayvan = çok pislik

Milyarlarca hayvan, her gün tonlarca hayvan pisliğine yol açar. Aslında hayvan popülasyonunun makul seviyelerde olması hâlinde bu hayvanların dışkıları toprağı zenginleştirir. Zaten bunlar yüzyıllar boyunca doğal gübre olarak kullanılmıştır. Ancak endüstriyel çiftliklerde devasa sayılardaki hayvanlar, yoğunlaştırılmış bir şekilde yetiştirildiği için dışkıları da tarımda kullanacak ölçekte olmaz.

 

 

Normal şartlarda bu pisliğin endüstri tarafından düzenli olarak toplanması, muntazam bir şekilde taşınması ve işlenmesi gerekir. Ancak bu özel prosedürler pek çok üretici tarafından izlenmez çünkü maliyetlidir. Bunun yerine bu devasa pislik, derelere veya alanlara bırakılır. Bu dışkı kütleleri hava ve su kirliliğine sebep olmasının yanı sıra karbondioksitten çok daha zararlı olan metan gazı salınımlarına da neden olur.

 

 

 

İklim değişikliğinden sonra dünyanın beslenmesi

İklim değişikliği, hem insanların hem de hayvanların hayatını birçok açıdan dramatik şekilde etkileyecek. Kutupların erimesiyle birlikte yükselen deniz seviyesi, dünya nüfusunun ciddi bir kısmının yaşadığı sahillerdeki şehirleri yaşanmaz hâle getirecek. Hava sıcaklığının bazen olağandan daha sıcak, bazense çok daha soğuk olması, insanların da dâhil olmak üzere tüm canlıların yaşama şanslarını düşürecek. Ayrıca tarımsal faaliyetler hem iklimin sertleşmesi ve kuraklaşması hem de olası haşere patlamalarından dolayı çok daha zorlaşacak. Denizlerin de ısınmasıyla suyun tutabileceği oksijen miktarı azalacak ve deniz hayatı kayda değer ölçüde yok olacak.

 

 

Gelişmiş ülkeler ve zengin insanlar, bu sorunlarla başa çıkabilmek için çok büyük bir maliyetin altına girmek durumunda kalacaklar. Öte yandan bu maliyeti karşılayamayacakları düşünülen gelişmekte olan ülkeler ve yoksul insanlar için ise adaptasyon pek mümkün olmayacak. Böylelikle bu hayatlar, oluşan durumdan ciddi biçimde olumsuz etkilenecek.

İklim değişikliğini durdurmak için dünyanın yakın gelecekte önemli adımlar atması gerekiyor. Yoksa çok daha ağır zararlarla karşı karşıya kalacak. Bu adımların içinde büyük önem arz eden bir kısım da gıda sistemimizin kendisi. İklim değişikliğini önlemek için endüstriyel hayvancılığın gidişatını önlemek gerek.

 

 

Engin ARIKAN

 

İklim değişikliğinin pek çok sebebi var. Bu sebeplerden en önemlisi, enerji sistemimizin yenilenebilir kaynaklar yerine karbon temelli kaynaklara dayanması. İklim değişikliğine dünya üzerindeki tüm ulaşım araçları (otomobiller, otobüsler, tırlar, gemiler, uçaklar ve benzeri) kadar katkıda bulunan bir sebep daha var: endüstriyel hayvancılık… Bu yazıda endüstriyel hayvancılığın iklim değişikliğindeki sebeplerine ve bunların sonuçlarına bakacağız.

 

 

 

 

Tavuklu sandviçler ve Amazon ormanları

Önceki yazılarda daha detaylı anlattığımız üzere endüstriyel hayvancılık sistemindeki fabrika benzeri tesislerde milyarlarca, dünyada ise trilyonlarca hayvan yetiştirilir. Bu hayvanlar meralarda otlamaz veya doğada kendi besinlerini bulamazlar. Endüstriyel hayvancılık sitemindeki hayvanların beslenmesi, büyük ölçüde hayvan yemlerine bağlıdır. Bu yemler de ağırlıklı olarak mısır ve soyadan oluşur. Mısır, hayvanların kalori ihtiyaçları; soya ise protein ihtiyaçları için temel besin maddesidir. Eti, sütü, yumurtası için yetiştirilen tüm endüstriyel tavuklar, hindiler, sığırlar ve inekler, ülkemizde de dâhil olmak üzere tüm dünyada bu şekilde beslenir.

 

Günümüzde soya üretiminin merkezi Brezilya’dır. Brezilya’daki yağmur ormanları uzun süredir kesilmekte ve daralmakta. Bunun sebebi ise mobilya fabrikalarının kereste ihtiyacı değil. Buradaki asıl etken, yağmur ormanlarının yetiştiği verimli arazinin tarım için kullanılmak üzere ormansızlaştırılması. İşte buralarda çok büyük ölçekte soya tarlaları oluşturuldu. Diğer soya üreticileri olan Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin ve Çin’de de soya tarlaları için pek çok orman alanı kesildi.

 

 

Yağmur ormanları, iklim değişikliği açısından çok önemli bir savunmadır çünkü bu ormanlar, başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarını fotosentez vasıtasıyla atmosferden çeken bir yutak işlevi görür. Dünyanın en büyük ormanların hızla yok olması, sera gazı oranın artmasına sebep olur.

 

 

Milyarlarca hayvanı yetiştirmek için gereken enerji

Endüstriyel hayvancılığın sürdürülebilmesi için muazzam miktarda enerji tüketilir. Bunun ağırlıklı kısmı yem üretimi içindir. Yem bitkilerinin ekilmesi ve hasadı için fosil yakıt tüketen mekanize araçlar kullanılır. Diğer taraftan bu bitkilerin verimini arttırmak amacıyla suni gübre ve tarım ilaçları yaygın şekilde kullanılır. Üstelik bunların da üretimi için yüksek miktarda fosil yakıt kullanılır.

 

Endüstriyel hayvancılık, dünya çapında bir tedarik zinciri teşkil ettiği için bunca yemin hasat edilip hayvanların yetiştirildiği fabrikalara götürülmesi, hayvanların mezbahalara topluca nakliye edilmesi ve hayvansal gıdaların imalat ve tüketim noktalarına ulaştırılması da fosil yakıt tüketimine sebep olur. Son olarak, fabrikalardaki ısınma, aydınlatma ve havalandırma için de enerji gereklidir.

 

 

 

Çok hayvan = çok pislik

Milyarlarca hayvan, her gün tonlarca hayvan pisliğine yol açar. Aslında hayvan popülasyonunun makul seviyelerde olması hâlinde bu hayvanların dışkıları toprağı zenginleştirir. Zaten bunlar yüzyıllar boyunca doğal gübre olarak kullanılmıştır. Ancak endüstriyel çiftliklerde devasa sayılardaki hayvanlar, yoğunlaştırılmış bir şekilde yetiştirildiği için dışkıları da tarımda kullanacak ölçekte olmaz.

 

 

Normal şartlarda bu pisliğin endüstri tarafından düzenli olarak toplanması, muntazam bir şekilde taşınması ve işlenmesi gerekir. Ancak bu özel prosedürler pek çok üretici tarafından izlenmez çünkü maliyetlidir. Bunun yerine bu devasa pislik, derelere veya alanlara bırakılır. Bu dışkı kütleleri hava ve su kirliliğine sebep olmasının yanı sıra karbondioksitten çok daha zararlı olan metan gazı salınımlarına da neden olur.

 

 

 

İklim değişikliğinden sonra dünyanın beslenmesi

İklim değişikliği, hem insanların hem de hayvanların hayatını birçok açıdan dramatik şekilde etkileyecek. Kutupların erimesiyle birlikte yükselen deniz seviyesi, dünya nüfusunun ciddi bir kısmının yaşadığı sahillerdeki şehirleri yaşanmaz hâle getirecek. Hava sıcaklığının bazen olağandan daha sıcak, bazense çok daha soğuk olması, insanların da dâhil olmak üzere tüm canlıların yaşama şanslarını düşürecek. Ayrıca tarımsal faaliyetler hem iklimin sertleşmesi ve kuraklaşması hem de olası haşere patlamalarından dolayı çok daha zorlaşacak. Denizlerin de ısınmasıyla suyun tutabileceği oksijen miktarı azalacak ve deniz hayatı kayda değer ölçüde yok olacak.

 

 

Gelişmiş ülkeler ve zengin insanlar, bu sorunlarla başa çıkabilmek için çok büyük bir maliyetin altına girmek durumunda kalacaklar. Öte yandan bu maliyeti karşılayamayacakları düşünülen gelişmekte olan ülkeler ve yoksul insanlar için ise adaptasyon pek mümkün olmayacak. Böylelikle bu hayatlar, oluşan durumdan ciddi biçimde olumsuz etkilenecek.

İklim değişikliğini durdurmak için dünyanın yakın gelecekte önemli adımlar atması gerekiyor. Yoksa çok daha ağır zararlarla karşı karşıya kalacak. Bu adımların içinde büyük önem arz eden bir kısım da gıda sistemimizin kendisi. İklim değişikliğini önlemek için endüstriyel hayvancılığın gidişatını önlemek gerek.

 

 

PaylSosyal medyada paylaş
Share