21 Mart 2022

Yeni rapor: Su krizlerinin çözümü ayaklarımızın altında mı saklanıyor?

Paris/Dakar, 21 Mart 2022 — Yeraltı suyu, Dünya’daki tüm sıvı tatlı suyun %99’unu oluşturur. Bununla birlikte, bu doğal kaynak çoğu zaman yeterince anlaşılmıyor ve sonuç olarak değersizleştirilip yanlış yönetiliyor ve hatta suistimal ediliyor UNESCO tarafından yayınlanan Birleşmiş Milletler Dünya Su Kalkınma Raporu’nun son baskısına göre, yeraltı suyunun büyük potansiyeli ve sürdürülebilir bir şekilde yönetilmesi ihtiyacı artık göz ardı edilemez.

Bugün UNESCO, BM-Su adına, Senegal’in Dakar kentinde düzenlenen 9. Dünya Su Forumu’nun açılış töreninde “Yeraltı suyu: Görünmeyeni Görünür Kılmak” başlıklı Birleşmiş Milletler Dünya Su Kalkınma Raporu’nun son baskısını sunuyor. Raporun yazarları, dünya çapında mevcut ve gelecekteki su krizlerini ele almak için devletleri yeterli ve etkili yeraltı suyu yönetimi ve denetimi politikaları geliştirmeye çağırıyor.

Yeraltı suyu, sularını kamu veya özel tedarik sistemleri aracılığıyla kendilerine ulaştırılamayan kırsal nüfusun büyük çoğunluğu için içme suyu da dâhil olmak üzere, küresel nüfus tarafından evsel kullanım için çekilen suyun yarısını ve sulama için kullanılan tüm suların ise yaklaşık %25’ini sağlıyor.

Küresel olarak, su kullanımının önümüzdeki 30 yıl içinde yılda yaklaşık %1 oranında artacağı öngörülüyor. İklim değişikliği nedeniyle yüzey suyu varlığı giderek daha sınırlı hale geldikçe, yeraltı suyuna olan bağımlılığımızın artması beklenmekte.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay şöyle diyor: “Giderek daha fazla su kaynağı insanlar tarafından kirletiliyor, aşırı kullanılıyor ve bazen geri dönüşü olmayan sonuçlarla kurutuluyor. Mevcut yeraltı suyu kaynaklarının potansiyelini daha akıllıca kullanmak ve onları kirlilikten ve aşırı kullanımdan korumak, sürekli artan küresel nüfusun temel ihtiyaçlarını karşılamak, küresel iklim ve enerji krizlerini dikkate almak son derece önem arz ediyor.

Bu konuda BM-Su Başkanı ve Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkanı Gilbert F. Houngbo ise şunları söylüyor: “2030 yılına kadar Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak istiyorsak, yeraltı suyunu kullanma ve yönetme şeklimizi iyileştirmek acil bir önceliktir. Karar vericiler, iklimin giderek öngörülemez hâle geldiği bir gelecekte, yeraltı suyunun insan yaşamı ve faaliyetlerine yardımcı olabileceği hayati yolları tam olarak hesaba katmaya başlamalılar.”   

Büyük sosyal, ekonomik ve çevresel faydalar ve fırsatlar

Yeraltı suyunun kalitesi genel olarak iyidir, bu da ileri düzeyde arıtma gerektirmeden güvenli ve ekonomik bir şekilde kullanılabileceği anlamına gelir. Yeraltı suyu, genellikle kırsal köylere güvenli su temin etmenin en uygun maliyetli yoludur.

Sahra Afrikası ve Orta Doğu gibi belirli bölgeler, su güvenliğini sağlamak için çıkarılabilecek önemli miktarlarda yenilenemeyen yeraltı suyu kaynaklarına sahiptir. Ancak, gelecek nesiller ve bu suyun tükenmesiyle ekonomik, mali ve çevresel yönler göz ardı edilmemelidir.

Sahra Altı Afrika’da, geniş akiferlerin* sunduğu fırsatlar yeterince değerlendirilmiyor. Tarım arazilerinin yalnızca %3’ü sulama tesisatlarıyla sulanıyor ve bu alanın yalnızca %5’i yeraltı suyu kullanıyor. Oysa Kuzey Amerika ve Güney Asya ile karşılaştırıldığında bu oran sırasıyla %59 ve 57.

Raporun işaret ettiği gibi, bu düşük kullanım yenilenebilir yeraltı suyunun eksikliğinden değildir, genellikle bol miktarda yeraltı suyu var. Ama Sahra Altı Afrika’daki bu durum altyapıya, kurumlara, eğitimli profesyonellere ve kaynak bilgisine yapılan yatırımların eksikliğinden kaynaklanıyor. Yeraltı suyunun gelişimi, sulanan alanların artırılarak ve dolayısıyla tarımsal verimi ve ürün çeşitliliğini geliştirerek ekonomik büyüme için bir katalizör görevi görebilir.

İklim değişikliğine uyum açısından, akiferler yüzey rezervuarlarına göre daha düşük buharlaşma kayıplarına maruz kalmakta ve akifer sistemlerinin mevsimsel veya dönemsel yüzey suyu fazlalarını depolama kapasitesi, yıl boyunca tatlı su ihtiyacı için kullanılabilir. Örneğin, yeraltı suyu depolama ve çıkarma işlemlerini kentsel su temini planlamasının bir parçası hâline getirmek, mevsimsel değişim durumlarında güvenlik ve esneklik sağlayacaktır.

Yeraltı suyunun tüm potansiyelini ortaya çıkarmak için neler yapılabilir?

  1. Veri toplayın: Rapor, yeraltı suyu verilerinin eksikliği konusunu gündeme getiriyor ve yeraltı suyu izlemenin genellikle “göz ardı edilen bir alan” olduğunu vurguluyor. Bunu geliştirmek için, genellikle ulusal (ve yerel) yeraltı suyu kurumlarının sorumluluğunda olan veri ve bilgilerin edinilmesi özel sektör tarafından tamamlanabilir. Özellikle petrol, gaz ve madencilik endüstrileri, akiferler de dâhil olmak üzere yeraltındaki daha derin alanların bileşimi hakkında çok fazla veri, bilgi ve deneyime sahiptir. Kurumsal sosyal sorumluluk gereği, özel şirketler bu veri ve bilgileri kamu sektörü profesyonelleri ile paylaşmaya teşvik edilmelidir.
  2. Çevre düzenlemelerini güçlendirin: Yeraltı suyu kirliliği pratikte geri döndürülemez olduğundan, bundan kaçınılmalıdır. Bununla birlikte, yaptırımlar ve kirleticilerin takip edilmesi, yeraltı suyunun görünmez doğası nedeniyle genellikle zordur. Yeraltı suyu kirliliğinin önlenmesi için özellikle akifer besleme alanlarında uygun arazi kullanımı ve uygun çevre düzenlemeleri gerektirir. Yeraltı suyuna erişimin – ve bundan elde edilen kârın – adil bir şekilde dağıtılmasını ve kaynağın gelecek nesiller için kullanılabilir durumda kalmasını sağlamak için, yeraltı suyunun ortak iyi yönleri göz önünde bulundurularak, hükümetlerin kaynak koruyucular olarak rollerini üstlenmeleri zorunludur.
  3. İnsan, malzeme ve finansal kaynakları güçlendirin: Birçok ülkede kurumların, yerel ve ulusal hükümetlerin personeli arasında genel olarak yeraltı suyu uzmanlarının eksikliği ve yeraltı suyu bölümlerinin veya kurumlarının yetersiz yetkileri, finansmanı ve desteği, etkili yeraltı suyu yönetimini engellemektedir. Hükümetlerin yeraltı suyuyla ilgili kurumsal kapasiteyi oluşturma, destekleme ve sürdürme taahhüdü çok önemlidir.

BM-Su’nun su ve sanitasyon** konularındaki en önemli yayını olan Birleşmiş Milletler Dünya Su Kalkınma Raporu (WWDR), her yıl farklı bir temaya odaklanıyor. Rapor, BM-Su adına UNESCO tarafından yayınlanıyor ve oluşturulması UNESCO Dünya Su Değerlendirme Programı tarafından koordine ediliyor. Rapor, BM-Su üyelerinin ve ortaklarının çalışmalarına dayalı olarak, tatlı su ve sanitasyonun durumu, kullanımı ve yönetimi ile ilgili ana eğilimler hakkında fikir veriyor. Dünya Su Günü ile birlikte başlatılan rapor, karar vericilere sürdürülebilir su politikalarını formüle etmek ve uygulamak için bilgi ve araçlar sağlıyor. Ayrıca, su sektöründe ve ötesinde daha iyi yönetim için fikir ve eylemleri teşvik ederek en iyi uygulama örnekleri ve derinlemesine analizler sunuyor.

* akifer: Ekonomik olarak önemli miktarda suyu depolayabilen ve yeterince hızlı taşıyabilen geçirimli jeolojik birimlerdir.

** sanitasyon: Hijyen için gerekli olan koşulların sağlanması ve korunması. Halk sağlığını korumak ve hastalıkları önlemek için tasarlanan önlemler ve bunların uygulanması.

Çeviren: Şule Gönülsüz