Elena Shao

15 Temmuz 2022

Bir zamanlar sera gazı kaynağı olan yerlerin yararlı bir özelliği var: Elektrik şebekesine bağlılar. Güneş enerjisi tarlaları gibi yeni girişimler için zaman ve para tasarrufu sağlayabilirler.

Ülke genelinde, eskiyen ve kullanılmayan kömür santralleri güneş, pil ve diğer yenilenebilir enerji projeleri olarak yeni hayatlara başlıyorlar, bunun nedeni giderek daha değerli hâle gelen, onlarca yıllık bir özelliğe sahip olmaları: Hâlihazırda elektrik şebekesine bağlılar.

Enerji santrallerini uzak ve geniş alana yayılmış müşterilere bağlamak için ihtiyaç duyulan kilometrelerce uzunluktaki yüksek gerilim kabloları ve direkleri çok maliyetli, sıfırdan inşa etmek ise zaman alıcı ve anlaşmazlığa sebep olabiliyor. Böylece güneş enerjisi ve diğer projeler, kömürün yanmaya devam etmesi ekonomik olmadığından, geride kalan kullanılmayan bağlantılara takılarak mevzuat zorluklarından kurtuluyor ve yenilenebilir enerjiye geçişi potansiyel olarak hızlandırıyor.

Yalnızca Illinois’de, önümüzdeki üç yıl içinde en az dokuz kömür santrali, güneş enerjisi çiftlikleri ve pil depolama tesisleri olma yolunda ilerliyor. Benzer projeler Nevada, New Mexico, Colorado, Kuzey Dakota, Nebraska, Minnesota ve Maryland’de gerçekleşiyor. Massachusetts ve New Jersey’de, kıyıdaki iki emekli kömür santrali, açık deniz rüzgâr türbinlerini bölgesel elektrik şebekelerine bağlamak için yeniden kullanılıyor.

Çevreci grup Sierra Club’ın Illinois bölümünün yöneticisi Jack Darin şöyle diyor: “Bütün bu kirli enerji santrallerinde bir umut ışığı var, bu yerlerde oldukça sağlam iletim hatlarına sahibiz ve bu çok değerli bir kaynak.”

ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre, son yirmi yılda toplam 85 gigawatt üretim kapasitesine sahip 600’den fazla kömür jeneratörü emekliye ayrıldı. (Özel santraller birden fazla jeneratöre sahip olabilir.) Ülkede kalan 266 kömürlü termik santralinin büyük bir kısmı 1970’lerde ve 1980’lerde inşa edildi ve yaklaşık 50 yıllık işletme ömürlerinin sonuna yaklaşıyorlar. Sanayi daha ucuz olan yenilenebilir enerji ve daha sıkı emisyon düzenlemeleri tarafından sıkıştırıldığı için bu emekliye ayrılmış kapasitenin çoğu kömürle yoluna devam etmeyecek. Aynı zamanda, yenilenebilir enerji üreticileri, projelerini şebekeye bağlama konusunda engellerle karşılaşıyorlar. Yörede yaşayanlar genellikle doğal manzaralarını bozabilecek veya yakınlardaki mülk değerlerini potansiyel olarak düşürecek iletim hatlarına karşı çıktıklarından, yeni elektrik hatları inşa etmek maliyetli ve tartışmalara neden oluyor. Ayrıca, enerji hattı projelerinin yetkililer tarafından onaylanması da zaman alabiliyor.

Yenilenebilir enerji projeleri inşa etmek ve işletmek uzun zamandır fosil yakıt santrallerinden daha ucuza mal oluyor. ABD Enerji Bakanlığı adına araştırma yürüten Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’ndan bilim insanı Joseph Rand: “Artık ekonominin o kadar engel teşkil etmediğini, ara bağlantı ve iletim erişiminin güvence altına alınmasının daha zor olduğunu” söylüyor.

Bu, eski kömür santrallerini yenilenebilir enerji projeleri için çekici bir seçenek hâline getiriyor. Eski santraller sadece iletim sistemine bağlı değil, aynı zamanda elektriği evlerde ve işyerlerinde kullanıma uygun bir kaynağa dönüştürmeye yardımcı olan trafo merkezlerine de sahipler.

Deniz rüzgar türbinleri üreticisi Mayflower Wind’in CEO’su Michael Brown, Massachusetts kıyılarının 37 mil açığındaki 1.200 megawatt’lık bir rüzgâr çiftliği için bir şebeke bağlantı noktası olarak Brayton Point Güç İstasyonu’nun seçilmesinin önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Çeviren: Şule Gönülsüz

Kaynak: https://www.nytimes.com/2022/07/15/climate/coal-plants-renewable-energy.html?campaign_id=54&emc=edit_clim_20220715&instance_id=66722&nl=climate-forward&regi_id=156735918&segment_id=98622&te=1&user_id=678aeb67d529715791186e932e07b1cd